Bir başlangıç gibi her şey. Her defasında tekrarlayan bir döngü gibi. Algının ötesine geçemiyorsun. Saf manaya ulaşamamak kolektif bir acı. Bir paradigmanın içindeki olaysın. Hem nesnesin hem öznesin. Nedense sonuçta sensin. Varoluşun mantığı yokmuş. Bunu öğrendim. Aynılıklar içinde değişmeyen bir değişimsin. Zamana tepki veren gündelik, anlık bir değişimin kaynağısın. Neden? Nasıl? Deyince acısı artan, bozulan bir değersin. Mantığı his ve duygu bozukluğu olan bir değerin ürünüsün. Püf nokta ise ;hayır böyle değil aslında bu böyle deyip bu komediyi kendince yönetmeye çalışan bir varlıksın.

 

Uzun ama sonu gelmeyeceğini düşündüğün anlar olur. İşte o zaman her şey yeniden başlar. Önemli olan bunları yönetebilmen ve çağın gerekliliği olan ahlaksız faydacılığı bir şekilde başarabilmen. Strese hiç gerek yok. Su akıyor yolunu buluyor. Rolün ve zamanın seni getirdiği nokta ne şekilde olursa olsun hak ettiğinin en iyisidir. Ötesini isteyip çabalaman içindeki durumun etiğine aykırıdır. Geçmiş, gelecek ve an saçmalığını bırakıp sadece yaşamak zaten seni bu kavramların sıkışmışlığından kurtarıp istediğin duruma getirecektir. Yeter ki hayatını kavramlara sığdırma.

 

Kalabalıklar içinde standart olmak  yerine yalnızlığında mutlu olmayı öğren. Kendi dünyasını kuran ve sadece mutluluğu için yaşayan insanlardan ol. Çağının post modern ve çılgın sessizliği o kadar sağır edici ve sinside olsa sen sakin kal. Cebinde farklılıklar, elinde aklın ve içinde duymamak olsun. Değerlerinin mantığı standartlıktan uzak ve delirtici, tekrarlayan bu sessizliğe karşı tüm benliğin kapalı olsun.

Yeni insanın başlangıcı sen ol…

 

M. K.